Yunan Yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Yunan Yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

12 Ekim 2019 Cumartesi

Plutarkhos - Marcus Antonius - Kitap İncelemesi - Felsefe - Düşünce - Tarih - Biyografi


Yazarımız Plutarkhos MS I yüzyılda yaşamış Yunan tarihçi, biyografi ve deneme yazarıdır. Kendisini günümüze devreden “Paralel Hayatlar” yazı serisiyle tanırız. Asıl olanı ise kendisinin ciltler dolusu bir yazım hayatı olduğudur. Kaynağın ilk elden sahibidir.

Plutark’ın tarihte önemli olması sayısız eserler vermesinden ziyade kitaplarında 151 tane yazarın ve Aristoteles’in günümüze ulaşamayan 70, Theophrastos'tan ise 50 alıntısı bulunmaktadır. Bunlar bile yazarın ne kadar değerli olduğunun birer kanıtı olmaktadır.

Plutarkhos okumanın başka bir durumu ise Montaigne ile Shakespeare’den Schiller ile Gothe’ye kadar herkese kaynak kitap olmasından ileri gelmektedir. Cicero gibi o da bir Platon hayranı ve ardılıdır. Her ne kadar yaşamı kynik öğretilerine yakın olsa da düşünce yapısı birebir Platon öğretileriyle uyuşmaktadır ve Yeni Platoncu’dur. Bir kaynağa göre 227 eser yazdığı söylenmektedir. Ancak günümüze erişen çok azı biz okurlara sunulmuştur.

Plutarkhos - İki Yüzlü Hayatlar ve Hileler - Kitap İncelemesi - Felsefe - Düşünce - Biyografi


“Benim ben değiştiğimde değişen ve ben başımı salladığımda başını sallayan bir arkadaşa ihtiyacım yok; gölgem bu konuda çok daha iyi.” Plutarkhos

Yazarımız Plutarkhos MS I yüzyılda yaşamış Yunan tarihçi, biyografi ve deneme yazarıdır. Kendisini günümüze devreden “Paralel Hayatlar” yazı serisiyle tanırız. Asıl olanı ise kendisinin ciltler dolusu bir yazım hayatı olduğudur. Kaynağın ilk elden sahibidir.

Plutark’ın tarihte önemli olması sayısız eserler vermesinden ziyade kitaplarında 151 tane yazarın ve Aristoteles’in günümüze ulaşamayan 70, Theophrastos'tan ise 50 alıntısı bulunmaktadır. Bunlar bile yazarın ne kadar değerli olduğunun birer kanıtı olmaktadır.

“Yüksek konumlar insanın davranışlarını değiştirir, bunlara erişen kimse ölçüsüz ve kendini beğenmiş olur, insanlığını unutur.” (Alıntı)

Plutarkhos okumanın başka bir durumu ise Montaigne ile Shakespeare’den Schiller ile Gothe’ye kadar herkese kaynak kitap olmasından ileri gelmektedir. Cicero gibi o da bir Platon hayranı ve ardılıdır. Her ne kadar yaşamı kynik öğretilerine yakın olsa da düşünce yapısı birebir Platon öğretileriyle uyuşmaktadır ve Yeni Platoncu’dur. Bir kaynağa göre 227 eser yazdığı söylenmektedir. Ancak günümüze erişen çok azı biz okurlara sunulmuştur.

20 Temmuz 2019 Cumartesi

Hesiodos - Theogonia, İşler ve Günler - Kitap İncelemesi - Dünya Klasiği - Edebiyat - Mitolojiler - Şiir


Toprak, su, hava ve ateş. Ateşi kaldırıp, Tahta deyip girizgâhı zıplatmak isterdim ama anlatacağımız eser Homeros’un kitapları değil, saygıyı hak eder Hesiodos. Toprakla giriş yapmamın sebebi ise toprağın kendiyle uğraşanı bir nevi filozofa çevirdiğine inandığımdan dolayıdır. Bir çiftçi eğer ki öğrenmek isterse gerçeği ve hayatı anlamlandırmaksa amacı toprağa baksın yeter. Su değende bulamaç olan bu madde ne verebilir ki bize?

En başta varlığın oluşması için bir maddeye gereksinim olduğunu vurgular toprak, ekmeden biçemezsin der insanoğluna. Bir “tohum” olmadan bir canlı ortaya çıkaramazsın! Ve uygun zamanı kollamazsan der tohum; ben yiterim, bitmemi filizlenmemi istiyorsan ise gökyüzünü izle, çevrendeki hayvanları ve bulutları “gözlemle.” İşte bu etkenleri gördüğünde sür toprağa beni ve bekle, bekle ki “sabrın” ne demek olduğunu anla! Başının öne eğilmesinden asla korkma, biliriz ki biz “olgun başak baş eğer, eğik durur.” Bil ki veremeden alamayacağın bir dünya düzeni üzerinde yaşamaktasın. Bu dünyada Aden Bahçesi (Cennet) kurallar yoktur, meyveler ağaçlarda kendi kendine büyümez, nehirlerinden ballar ve şaraplar akmaz. Sabrın sonunun selamet olduğunu görürsün, “zaman” her şey için çözümdür ve “emeğin” ne kadar kıymetli olduğunu anlarsın. Emeksiz hiçbir şeyin olmayacağına “kanaat” getirirsin ve bu kadar “çilenin” ardından ürünlerini hasat ettikten sonra anlarsın ki; doğanın kuralları asil kurallardır ve burada hiçbir şey boşuna var olmamıştır. Unutmayın ki; “Umut varsa geleceğin varlığına iman ediyoruzdur.”

26 Haziran 2019 Çarşamba

Sophokles - Philoktetes - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Acını anlıyorum, dahası seni anlıyorum. Bedenen çektiğin sıkıntıya birde ben yüklenip seni aldatıp, kandırıp iç rahatsızlığı verdiğim için kusuruma bakma. Kaderin bükülmez olduğuna hepimiz birçok kere şahit olduk. Şimdi sana ihtiyacımız hâsıl oldu ve yardımın lazım. Bu savaşı benim sonlandırmam kesinleşti, ancak sen olmadan bunu başarmanın imkânsız olduğunu bilirim. Şimdi tut elimi ve yıllar önce yapılmış hatalar yüzünden kendini kahretme, dön özüne… Kralların kendi savaşları olduğunu ise düşünme, bu bizim kendi savaşımızdır. Yitirdiklerimizin, değerlerimizin üzerine kurulu düzende adını tarihe yazdırmanın tek doğru yoludur. Hadi kalk ve gel benimle…

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

“...hiç aklından çıkarma insanların mutluyken
bir anda her şeylerini yitirebileceğini.” (Alıntı)

9 Haziran 2019 Pazar

Euripides - Yakarıcılar - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


İnsan ne zaman kahrolur, çaresiz kaldığında mı? Yoksa sevdiklerini kaybettiklerinde mi? Ya kaybedilen evlat, koca gibi yakın akrabaların öl bedenleri hemen az ilerinizdeyse ve gömme merasimi yapmak için size verilmiyorsa, ne yaparsınız? Tabi ki de çevre şehirlerden yardım talep edersiniz. Hele ki adaletiyle nam salmış bir Atina kralı Theseus varsa.

Euripides öldükten sonra kıymeti anlaşılan, MÖ 484-406 yıllarında yaşayan Atinalı oyun yazarı. Usta yazarın 100’e yakın eseri olduğu bilinmektedir. Lakin günümüze ulaşan ise 19 eseri vardır.

“...en güzel ölüm, ölmek üzere olan
sevdiklerinle birlikte ölmektir,
eğer kader böyle buyurmuşsa.” (Alıntı)

Antik çağda ölü gömme merasimlerine çok dikkat edilirdi, hem ölünün ruhunun huzura ermesi, hem de aile onurunun zedelenmemesi bunun başlıca sebepleriydi bu merasimler. Hades’e varmak için yapılan bu işlemlerin tümüne tüm halk itaat eder, doğal bir yasa gibi kabullenirdi. Yas işareti olarak evin önüne çiçekler konulur, her zaman açık olan kapılar kapatılır ve ateşler söndürülürdü. Çiçeklerin anlamı ise ölünün hala evde olduğunu vurgulamak içindir. Günümüzde de devam eden siyah elbiseler o zamanda yas işaretlerinden bir tanesiydi. Su ve yağla yıkanan ölü bedeni ağzına verilen bir sikke ile en güzel kıyafetleri giydirilip yüksek bir yatağa yatırılırdı. İlyada eserinde Aşil’in annesi Thetis tarafından Styx Nehri’nde yıkanıp, kılıç kesmez bir bedene sahip olduğuna değinmiştik. Ölünün ağzına bir adet sikke konulmasının sebebi de ölü ruhların bu sikkeyi cehennem kayıkçısı Kharon’a verip, Styx Nehri’nden geçmesi sağlanmaktadır. Eğer ruh bu sandal ile Hades ülkesine gidemez ise ruhun arafta kalacağına inanılırdı.

Sophokles - Antigone - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Kızları en çok babalarını sever. Bu nedendir bilinmez ancak erkek anneye, kız çocuğu ise babaya kesintisiz bir sevgi beslemektedir. Antik Yunan’da aileye ve ölüye atfedilen tanrı yasaları su götürmez bir gerçektir. Gereğini ise ölümü dahi göze alabilecek, gözü kara Antigone yapacaktır. Doğanın mutlak yasaları bunu gerektirir ve göremediğimiz, tanığının olmadığı bir suçun cezalandırıcısı; vicdan, en güzel cezalandırıcıdır.

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

Oyunun yazım tarihi MÖ 441’e tekabül etmektedir ve üçlemenin diğer iki kitabından önce yazılmıştır. Komedya mutlu sonla toplumsal sorunları alayla dile getirirken, tragedya acı, ölüm, felaket ve yıkımı konu alır. Bunların en tepesine ulaşmış olanlar ise Aiskhylos, Euripides ve Sophokles’tir. Aynı dönemi paylaştıkları için savaşlarla iç içe bir yaşantıları olmuş ve bu sorunları çok güzel bir şekilde dillendirme olanağı bulmuşlardır.

Sophokles - Oidipus Kolonos'ta - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Mutluluk kimi zaman biriyle gelir hayata ya da bir başkasıyla hayatımızdan çıkar gider. Öyle adapte etmişiz ki kendimizi sanki biz kendimizle kalınca mutlu olamayacağız ve bir başkasından medet umar haldeyiz. Mutluluk aslında bizim içerimizdedir. Tebessümü, sevinci, heyecanı ve bir dünya güdüyü kendi başımıza ortaya çıkaramadığımız için hep bir başkasına ihtiyaç duymuşuz. Kendinize yetebiliyorsanız mutlusunuzdur, eğer ki mutluluğu hep bir başkasında arıyorsanız ise acizsinizdir.

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

“Kötülük yapanların acelesi var ve biz mağdurlar hala oyalanıyoruz.” (Alıntı)

Oyunun yazım tarihi MÖ 406’ya tekabül etmektedir ve Sophokles bu zamanda 90 yaşını devirmişti. Bir önceki kitabı Kral Oidipus ise bu eserden tam 25 yıl önce yazılmıştı. Bu Sophokles’in son eseridir, yazımdan çok kısa bir süre sonra ise yazar hayata gözlerini yummuş ve adaşı olan torunu eseri sahnelendirmiştir. Üçlemenin ikinci kitabıdır. Eser içeriğinin Sophokles’in başının dertte olduğu oğlu İophon ile yaşadığı sorunlarla iniltili olduğu birçok araştırmacı tarafından söylenmektedir. Lakin ne olursa olsun oyunun bir şaheser olduğu gerçeği su götürmezdir. Kolonos yazarın doğduğu yerdir.

8 Haziran 2019 Cumartesi

Sophokles - Kral Oidipus - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Kader bükülmez, ondan kaçış yoktur. Eğer ki yaşanılacak bir durum söz konusuysa, bu elbet yaşanacaktır, buna engel olunamaz. İstediğin kadar önlem al, istediğin yere kaç yazgında seninle beraber adımlar bütün yolları.

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

“...son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demeyin!..” (Alıntı)

Antik Yunan oraklelerin, kâhinlerin ve tanrıların hükmünde yaşanılan bir bölgeydi. Hatta zamanı da katarsak eğer o dönemlerde gerek Yunan’da, gerek Mısır’da ya da Anadolu gibi bütün yerleşim birimlerinde kehanetler insanların nasıl yaşayacağını, nasıl öleceğini ve dahi sonuçlarıyla bütün uyruklara yön vermekteydi. Özellikle İzmir’de bulunan Apollon’a ait Delphoi Tapınağı bu kehanetlerin merkeziydi.

Oidipus Yunanca bir kelime olup şiş ayaklı anlamına gelmektedir. Kehanetin ana kahramanları Oidipus’un babası Laios’tur. Mitolojiye göre Thebai kralı Laios, Pelops’un oğlu Khrysippos’a karşı ilgi duyar. Onu kaçırır ve tecavüz eder. Bu yakışıksız ilişkiye çok kızan Pelops Laios’u lanetler. Kehanet ise Oidipus’un doğacak oğlu babasını öldürecek ve Laios’un karısı İokaste yani annesi ile evlenecekti.

24 Mayıs 2019 Cuma

Sophokles - Aias - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


İnsanın başına bela olan kendi benliğidir. Kibir insanı taşa çevirir, akıldan yoksun bırakır, hayvan eder. İnsan akıldan yoksun kalanda akıbetine hazır etmelidir bedenini; ölüm ya da felaket ona en yakın olandır.

“...hiçbir zaman kibirli konuşma
ve sakın böbürlenme birilerinden güçlü
ya da birilerinden zengin olduğun için.
Çünkü bir gün bile sürmez ölümlülerin
yükseklerden düşüp dibe vurması.” (Alıntı)

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

Büyük Aias büyük sıfatını hem yaş hem de boy pos olarak üstün olduğu Locris Kralı Oileus’un oğlu Aias’tan alır. Keza ona da Küçük Aias derler. İsminin karşılığı “inleyen” diye manalanmaktadır. Salamisli Kral Güzel Helene talip olduğunda -taliplerin sayısı 250’dir- Helene’nin babası “kızı sadece bir kişinin alacağını ve geri kalan herkesin ise; ne olursa olsun Helene yardım edeceğine dair sözü aldıktan sonra Helene’yi Menelaus’la evlendirir,” burada vermiş olduğu sözden dolayı Aias 12 gemiyle Troya Savaşı’na katılır.

23 Mayıs 2019 Perşembe

Euripides - Andromakhe - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Konumuz insani güdüler; tabi ki de en başta olması gereken ise kindir. Hırs ise hemen arkasından gelendir. Bu iki güdüyle hesapsız hareket eden her kim olursa olsun sonunda hüsrana uğramaktan kendini alıkoyamaz, ya bedeni dağılır ya da aklı.

Euripides öldükten sonra kıymeti anlaşılan, MÖ 484-406 yıllarında yaşayan Atinalı oyun yazarı. Usta yazarın 100’e yakın eseri olduğu bilinmektedir. Lakin günümüze ulaşan ise 19 eseri vardır.

“Bir korkağın bedeninin güçlü olması neye yarar?” (Alıntı)
“...yürekli bir yaşlı çoğu gençten üstündür.” (Alıntı)

Andromakhe adı “anir” –erkek- ve “makhe” –savaş- kelimelerinden meydana gelir ve karşılığı ise “erkeklere karşı savaşan” manasındadır. Eseri daha iyi algılamak için kesinlikle karakterler hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Andromakhe’yi ise biz Troyalı Hektor’un karısı olarak biliriz. Daha da ayrıntıya girecek olursak eğer;

22 Mayıs 2019 Çarşamba

Homeros - Odysseia - Kitap İncelemesi - Dünya Klasiği - Edebiyat - Destan - Efsane - Mitoloji - Şiir


İlyada nasıl ki bir Achilleus kahramanlık destanıysa Odysseia’da bir Odysseus masalıdır. Odysseus günümüz kelime karşılığı “çileli” demektir.

Homeros MÖ 9. yüzyılda yaşadığı sanılan bir ozandır. Gözlerinin görmediği bazı kaynaklarda bizlere söylenmektedir. Hayatı hakkında olduğu gibi ancak bu konu hakkında da kesin bir bilgi yoktur. Bildiğimiz tek şey ise İlyada ve Odyssiea diye iki kitap var ve bunların yazarı Homeros olarak bilinmesidir.

“Yeryüzünde yürüyen ve soluk alan yaratıklar arasında
insandan daha güçsüz bir yaratık beslemez toprak ana.” (Alıntı)

İlyada gibi Odysseia da sözlü edebiyat ürünüdür. Bizim edebiyatımızda tam karşılığı olmasa da aruza yakın bir edebiyat örneğidir. Benzerliklerimiz sadece aruz ile sınırlı değil. Özellikle bir hapşırma sahnesi vardır ki hayatımda sıkça karşılaştığımdır. Bir diğeri ise benzetmeler örneğin “Ayağı Tez Odyyseus,” “Kusursuz Andromakhe,” “İnek Gözlü Here” bizim yörelerimizde ise “Altın Dişli Hayriye” gibi. Bu benzetmeler sözlü edebiyat içindir. Çünkü dinleyeni uyanık tutması sebebiyle aykırı olmasıyla karşımıza çıkar. Dinleyiciyi etkilemek için, konuya hapsetmek için süslemeler yapılmalıdır. Bu tür sıfatlarla ozan bunu çok iyi bir şekilde yerine getirmiştir.

15 Mayıs 2019 Çarşamba

Plutarkhos - Gevezeler ve Meraklılar - Kitap İncelemesi - Felsefe - Düşünce


Sukut haldir, kişi konuştuğu değil sustuğudur. Sözün ağırlığına diyeceğimiz bir şey yoktur, elbet söz teşhirlidir, güçlüdür, ancak mana var ise; manasız söz kişiyi bedbaht eder, döner yine kendisini bulur. Sözün başladığı yerin membaı susmaktır, söz başlayanda da susmaktan geçer bitende de… Bu sebeple de “Söz gümüşse, sukut altındır.” Unutmamak gerek; Homeros’un dediği gibi “sözler kanatlıdır.” Bir kere kaçırdın mı bir daha asla geri sahibi olamazsın.

“Şaşırtıcı değil mi Aristoteles?” diye sorup duran gevezeye: “Şaşırtıcı olan bu değil; ayakları olup da sana burada tahammül eden şaşırtıyor beni asıl!” Uzun bir konuşmadan sonra ona, “Gevezeliğimle sizi yordum,” diyen aynı türden başka birine de şöyle cevap verir üstat: “Zeus aşkına! Hayır, hiç de yormadınız, dinlemedim ki!” (Alıntı)

Yazarımız Plutarkhos MS I yüzyılda yaşamış Yunan tarihçi, biyografi ve deneme yazarıdır. Kendisini günümüze devreden “Paralel Hayatlar” yazı serisiyle tanırız. Asıl olanı ise kendisinin ciltler dolusu bir yazım hayatı olduğudur. Kaynağın ilk elden sahibidir.

10 Mayıs 2019 Cuma

Homeros - İlyada - Kitap İncelemesi - Dünya Klasiği - Edebiyat - Destan - Efsane - Mitoloji - Şiir


İlyada kelime anlamı olarak “İlyon’a Şiirler” manasını taşımaktadır. Dönemin İlyon’u ise günümüz Troya bölgesidir. Yani ismini tamamen bulunduğu bölgeden almıştır. Eser bize Troya Savaşı’nın sadece son 51 gününü 15600 dize ile anlatmaktadır. Tek bir ustanın eseri midir? Yoksa Homeros mu kaleme aldı? Homeros var mı? Yok mu? Gibi soruları bir kenara bırakıp, işin detayına inmeli ve bu güzel dizelerde anlatılmak istenen olayları yaşayarak okumalıyız.

Homeros MÖ 9. yüzyılda yaşadığı sanılan bir ozandır. Gözlerinin görmediği bazı kaynaklarda bizlere söylenmektedir. Hayatı hakkında olduğu gibi ancak bu konu hakkında da kesin bir bilgi yoktur. Bildiğimiz tek şey ise İlyada ve Odyssiea diye iki kitap var ve bunların yazarı Homeros olarak bilinmesidir.

İlyada öncesi…
Rivayet edilir ki Paris, Troya Kralı’nın 68 oğlundan biridir. Doğumundan önce annesi Troya kralı Priamos’un karısı Hekabe – 19 çocuğu olduğu bilinmektedir – çok sancılı bir rüya görür. Rüyası Paris’in doğup büyüdükten sonra Troya şehrinin onun yüzünden ateşler içerisinde kalmış ve yıkılmış olmasıdır. Kan ter içinde uyandıktan sonra durumu Priamos’a anlatır ve Priamos ise kurulda bu rüyayı konu alan görüşmeler yapar. Sonuç olarak alınan karar ki kurulda çok fazla Priamos oğlu vardır. En büyük oğlunun da rüya bilici olduğu söylenmektedir. Herkes hemfikir olur ve Paris’in ölümünü isterler. İlyada da geçen Priamos bilgin bir kraldır ve çocuğunu kendi elleriyle ya da kendi şehrinde öldürmek istemez. Bir çobana verip, çobanın onu öldürmesini ister. Çoban Paris’i alır ve İda Dağı’nda ormana götürür bırakır. Tahminen altı gün sonra yanına varır ve hala yaşadığını, hatta çok sağlıklı olduğunu görür. Bu altı gün boyunca Paris’e dişi bir ayının baktığı en çok bilinen hikâyedir. Çoban bu durumu tanrılar tarafından bir hediye, bir lütuf ya da bir istek olarak görür ve Paris’i alır. Şehre getirirken de bebeği saklamak için para kesesi içerisine koyar; bundan dolayı ise Paris ismini alır.


29 Nisan 2019 Pazartesi

Plutarkhos - Theseus - Romulus (Paralel Hayatlar) - Kitap İncelemesi - Tarih - Felsefe - Düşünce - Siyaset - Politika - Biyografi

Yazarımız Plutarkhos MS I yüzyılda yaşamış Yunan tarihçi, biyografi ve deneme yazarıdır. Kendisini günümüze devreden “Paralel Hayatlar” yazı serisiyle tanırız. Asıl olanı ise kendisinin ciltler dolusu bir yazım hayatı olduğudur. Kaynağın ilk elden sahibidir.

Plutark’ın tarihte önemli olması sayısız eserler vermesinden ziyade kitaplarında 151 tane yazarın ve Aristoteles’in günümüze ulaşamayan 70, Theophrastos'tan ise 50 alıntı yapmıştır. Bunlar bile yazarın ne kadar değerli olduğunun birer kanıtı olmaktadır.

Öncelikle yazarın MÖ 8. Yüzyılda yaşamış devlet adamı ve kanun koyucu olan https://1000kitap.com/kitap/lykurgosun-hayati--21340 eseri, bu kitabını yazmaya cesaret vermiştir. Kesinlikle bilgilerin doğru olmasına özen gösteren Plutarkhos bu eseri için ise; “Tabi şimdiye kadar aktardığım bilgiler gibi, bunların da masal olmadığını varsayarsak,” demesi elinde olan verilerin doğruluğuna göre yazıldığına vurgulamak istemiştir. Çünkü kişilerin zamanları mit kahramanlarına karışmış, tarihin kesinlikle olmadığı devirlerden bahsedilmektedir. Eserde Homeros’tan, Euripides’ten, Aristoteles’ten ve nice ismini duymadığımız tarihçilerden bahsetmektedir.  Hatta birçok yerde bu kişilerin eserlerinden faydalanmış, inandığı ve inanmadığı mantık dışı olan yerleri ise eser üzerinde belirtmiştir.

26 Nisan 2019 Cuma

Platon - Devlet - Kitap İncelemesi - Felsefe - Düşünce - Siyaset - Politika


Asırlardan beri süre gelen “devlet” hakkında yazılan bütün eserlerin yazımlarının aslında birer cevap olduğunun gerçeği su götürmezdir. Aristoteles’ten günümüze kadar yazılan bütün bu eserler aslında “Devlet” isimli bu esere cevaptır.

Platon MÖ 428 - 348 tarihleri arasında yaşamış ileri görüşlü Yunan düşünce adamı, ekstremisttir. Platon Peloponnes Savaşı başlangıcından 4 yıl sonra doğmuştur. Atina’da demokrasi çöktüğünde 23 yaşındaydı. Yenilenen demokrasi MÖ 399 yılında hocası Sokrates’i idam ettiğinde 28 yaşındaydı. Bu olaydan sonra Atina’dan ayrılmış - tahminen 18 yıl süren bir ayrılık – bütün Yunan topraklarını gezmiştir. Döndüğünde ise Platonik akademinin – Akademos – kurucusu olmuştur. Ki kurulan bu akademi daha sonrasında çevresine ve özellikle de Yunan ve Roma dünyasına felsefi kaynaklık etmiştir. Okulun en bilindik öğrencilerinden birisi de Aristoteles’tir. Yaklaşık olarak 300 yıl etkin bir şekilde eğitimin devam ettiği bu okullarda Hristiyanlığı’nda çıkması ve yaygınlaşmasıyla manastırlara devredilmiş; akabinde ise modern çağın üniversiteleri haline gelmiştir. 80 yaşına kadar yaşamıştır.