Dünya geoittir, iki artı iki dört
eder, bir saat altmış dakikadır… diye gider bizlerin koşullu doğruları. Peki,
bunlar kimin doğruları ve başkalarının doğruları bu kadar net, sorgusuz kabul
etmemizin sebebi nedir? İnsan sorgulayan bir organizma değil miydi? Hayatta her
şeyi kendi gözlem ve deneyimlerimiz ile bilmemiz mümkün değildir. Bazı şeyleri
koşulsuz kabul eder ve onu doğru kabul edip, bir daha sorgulamamak üzere belleğimize
hapseder, o bilgi doğruluğunda yaşamımızı devam ettiririz.
“...doğru daima doğrudur ta ki birileri onun yanlış olduğunu
kanıtlayana kadar ve tarih doğru sanılan yanlışlarla doludur.” (Alıntı)
Okuduğum kitaplar, kendi çapımda
yaptığım bütün araştırmalar bana der ki; “sadece bilmeni istedikleri kadarını
bilebilir, öğrenebilirsin.” Ondan daha fazlasını ise ne görür, ne okur ve ne
duyabilirsin… Ancak düşlemek, kurgusunu yapmak ve düşünmek bana bırakılmıştı…
Demek ki insan aynı zamanda düşünebilen de bir organizmaydı. Benim çıkardığım
sonuç ise; “Başkalarının kurduğu ütopyalarda halk sıfatı adı altında
sorgulamadan nefes alıp vermekti yaşamak.”
