Sukut haldir, kişi konuştuğu
değil sustuğudur. Sözün ağırlığına diyeceğimiz bir şey yoktur, elbet söz teşhirlidir,
güçlüdür, ancak mana var ise; manasız söz kişiyi bedbaht eder, döner yine
kendisini bulur. Sözün başladığı yerin membaı susmaktır, söz başlayanda da
susmaktan geçer bitende de… Bu sebeple de “Söz gümüşse, sukut altındır.”
Unutmamak gerek; Homeros’un dediği gibi “sözler kanatlıdır.” Bir kere kaçırdın
mı bir daha asla geri sahibi olamazsın.
“Şaşırtıcı değil mi Aristoteles?” diye sorup duran gevezeye: “Şaşırtıcı
olan bu değil; ayakları olup da sana burada tahammül eden şaşırtıyor beni
asıl!” Uzun bir konuşmadan sonra ona, “Gevezeliğimle sizi yordum,” diyen aynı
türden başka birine de şöyle cevap verir üstat: “Zeus aşkına! Hayır, hiç de
yormadınız, dinlemedim ki!” (Alıntı)
Yazarımız Plutarkhos MS I
yüzyılda yaşamış Yunan tarihçi, biyografi ve deneme yazarıdır. Kendisini
günümüze devreden “Paralel Hayatlar” yazı serisiyle tanırız. Asıl olanı ise
kendisinin ciltler dolusu bir yazım hayatı olduğudur. Kaynağın ilk elden sahibidir.
