29 Nisan 2019 Pazartesi

Plutarkhos - Theseus - Romulus (Paralel Hayatlar) - Kitap İncelemesi - Tarih - Felsefe - Düşünce - Siyaset - Politika - Biyografi

Yazarımız Plutarkhos MS I yüzyılda yaşamış Yunan tarihçi, biyografi ve deneme yazarıdır. Kendisini günümüze devreden “Paralel Hayatlar” yazı serisiyle tanırız. Asıl olanı ise kendisinin ciltler dolusu bir yazım hayatı olduğudur. Kaynağın ilk elden sahibidir.

Plutark’ın tarihte önemli olması sayısız eserler vermesinden ziyade kitaplarında 151 tane yazarın ve Aristoteles’in günümüze ulaşamayan 70, Theophrastos'tan ise 50 alıntı yapmıştır. Bunlar bile yazarın ne kadar değerli olduğunun birer kanıtı olmaktadır.

Öncelikle yazarın MÖ 8. Yüzyılda yaşamış devlet adamı ve kanun koyucu olan https://1000kitap.com/kitap/lykurgosun-hayati--21340 eseri, bu kitabını yazmaya cesaret vermiştir. Kesinlikle bilgilerin doğru olmasına özen gösteren Plutarkhos bu eseri için ise; “Tabi şimdiye kadar aktardığım bilgiler gibi, bunların da masal olmadığını varsayarsak,” demesi elinde olan verilerin doğruluğuna göre yazıldığına vurgulamak istemiştir. Çünkü kişilerin zamanları mit kahramanlarına karışmış, tarihin kesinlikle olmadığı devirlerden bahsedilmektedir. Eserde Homeros’tan, Euripides’ten, Aristoteles’ten ve nice ismini duymadığımız tarihçilerden bahsetmektedir.  Hatta birçok yerde bu kişilerin eserlerinden faydalanmış, inandığı ve inanmadığı mantık dışı olan yerleri ise eser üzerinde belirtmiştir.


“Ben küçük bir şehirde doğdum, ama daha da küçülmemesi için orada kalmaya karar verdim.” (Alıntı)

Her iki karakterinde birbirine yakın ortak özelliklerinin olması, mertlikleri, uyrukları tarafından sevilmeleri ve ilerleyen zamanlarda kız kaçırma olaylarına da karışmaları ortak özellikleridir. Bu kız kaçırma olayları her ikisinin de genç yaşta hak etmedikleri bir şekilde ölmelerine sebebiyet vermiştir.

Theseus; Atina şehir kurucusu, birleştiricisi ve kanun koyucusu olarak bilinmektedir. Zaten kral olan babasının ardılı evlilik dışı çocuğudur. Bir diğer rivayete göre ise Poseidon’un oğlu olduğu savunulmaktadır. Ancak mantık çerçevesinde ve eldeki veriler ile çalışma yürüten Plutarkhos Atina Kralı Aegeus’u hedef almıştır. Kaynaklar göstererek adım adım doğumundan ölümüne kadar Theseus’u ve kişiliğini, karıştığı olaylar ve verdiği tepkileri roman tadında okuruna anlatmıştır.

Ege Denizi’nin ismini alması.
Girit Kralı Atina’da yapılan bir şenlikte – Panathenaia – düzenlenen yarışmada kendi uyruklarından birinin kazayla ölmesini bahane ederek Atina Kralı olan Aegeus’tan diyet olarak her sene 14 kişi - 7 kız ve 7 erkek - Girit’e gönderilmesini ister. İlk başlarda zor gelmeyen bu diyet işi zamanla Atinalıların zoruna gider ve evlatlarını vermek istemezler. Çünkü gidenler Labirent denen bir yere bırakılıyor ve Minotauros denen bir öküzden hallice canavar  - ki ben bunun öyle olduğuna inanmıyorum; miğferinde öküz boynuzları olan komutan demek daha doğru olur – tarafından öldürülüyordu. Girit Kralı Theseus’un da baba ocağına döndüğü bir zaman 14 kişilik grubu seçerlerken ilk olarak Theseus’u seçmiştir ve Atina Kralı ise oğluna Minotauros’u öldürmesini söylemiştir. Gönderilecek geminin kaptanına ise beyaz – aslında kırmızı – yelkenler verip, eğer oğlum ölmeden dönerse beyaz yelkenlilerle şehre dönün demiştir. Theseus, Minotauros’u öldürür ve diğer kalanlarla beraber şehre dönerken zafer sarhoşluğu nedeniyle siyah yelkenlileri değiştirmeyi unuturlar. Bunu göre Atina Kralı ise oğlunun öldüğünü düşünür ve o acıyla bulunduğu uçurumdan kendini Ege Denizi’ne bırakır. O günden sonra denizin adı Aegeus Pontos olarak değişir ve zamanla Ege Denizi halini alır.

Romulus; Roma şehrinin kurucusudur. Aslına bakılırsa yüzlerce kişi Roma şehir kurucusu olarak gösterilmektedir. Ancak verilere ve mantığa en çok yatan ise Romulus’tur. Babasının savaş tanrısı Ares olduğu rivayet edilir, ancak akla yatkın olan hadise ise silah zoruyla tecavüze uğrayan bir kadının ikiz çocuklarından biridir. Doğumu çok sansasyon yarattığı için nehre sepet içerisinde bırakıldığı rivayet edilir, bizimde bildiğimiz Darkan – Tarkan – kahramanı gibi dişi kurt tarafından yetiştirtildiği söylenmektedir.

O zamanlardan günümüze kadar gelen birçok adet vardır. Bunlardan bir tanesi dudaktan öpüşme Roma şehri kurulacağı vakitten gelmedir. Onun dışında gelinlerin gerdek gecesine kucakta taşınması da Roma şehri kurulumdan kısa bir zaman sonraya dayanmaktadır. Romulus tarafından başka bir şehirle yakınlaşmak ya da savaş çıkarmak adına kimine göre beş yüz yirmi yedi, bir başkasına göre ise altı yüz seksen üç olan ancak yazarımızın desteklediği otuz bekâr kadının kaçırılması sebebiyet vermiştir bu hadiseye. Kucakta gerdeğe götürülmeleri ise zorla bir evliliğe sürüklenmeleri içindir. Zamanla bu üzüntü duyulan olay, mutluluk ve gereksinim halini alıp damadın gelini kucaklayıp odalarına götürülmesi gibi mana kaybına uğramıştır. Söylediğimiz şeyler günlük hayatlarımızda karşılaştığımız insan durumlarıydı. Ancak o zamandan kalan ve kitapta geçen sayısız olay ve olayların getirdiği gelenekler mevcuttur.

Hatta kaçırılan kızların daha sonra söyleyeceği; “Bekâretimizi koruduğumuz sırada bizi kurtarmaya gelmediniz. Şimdi eş ve anne olmuşken onlardan – kaçıranlardan – koparmaya çalışıyorsunuz. Bize sunduğunuz yardım önceki ilgisizliğinizden ve ihanetinizden çok daha incitici. Bir tarafta onların bize gösterdiği sevgi, diğer tarafta sizlerin şefkati var. Savaşı başka nedenlerden dolayı yapmış olsaydınız bile, bizim hatırımız için durdurmanız gerekirdi, çünkü artık onlarla akrabasınız. Madem bizim uğrumuza savaşıyorsunuz, bizleri damatlarınız ve torunlarınızla beraber alın. Bizi ailelerimizde kavuşturun, ancak bunu kocalarımızdan ve çocuklarımızdan koparmadan yapın. Yalvarıyoruz size, bizi tekrar esir durumuna sokmayın.” – Sayfa 60,61 – Savaştan daha acıydı.

“...şehirlerin de insanlar gibi kaderleri olduğuna... İnanılırdı.” (Alıntı)

38 yıl hüküm süren Romulus, Theseus kadar şanslı değildi. Atina kurucusunun cesedi bulunurken, Romulus’un ne cesedi, ne elbiseleri ne de silahı bulundu. Ama her ikisi de ardından milyonlarca insana ev sahipliği yapan muhtemelen de dünyanın sonuna kadar daim olacak şehirler bıraktılar.  Bana kalırsa erdem ve ahlak yönünden Romulus, cesaret ve güç bakımından ise Theseus halka mal olmuş kişilerdir.

Kitabım Türkiye İş Bankası Yayınları’ndan, İo Çokona’nın dillendirdiği çevirisi muazzam… Olay, örgü ve yazarın dili anlaşılmayacak hiçbir şey bırakmamaktadır. Akıcı, meraklandırıcı ve en önemlisi bilginin ilk sahibinin ağzından çıkan derleme hayat biyografisi olan kitap okunmaya değer. İçeriğinde kısa bir yazar hayatı ve eserleri, ardından çevirmen önsözü ve arkasından ilk önce Theseus’un hayatı, devamında ise Romulus’un hayatı; kişiler bittikten sonra yazarın yaptığı kısa bir kişilik karşılaştırması ve en sonunda ise sonnotlar başlığı altında eserin daha iyi anlaşılmasını saylayan bilgilerin ve kaynakların bulunduğu bölümler yer almaktadır. Baskısında, içeriğinde sorun yoktur.

Sözün özü; tarih bilimcilerin dillerinden hoşlanmayıp, farklı bir içerik arayanlara rehber yazardır Plutarkhos. Birçok eserini keyifle okudum ve birçok arkadaşıma tavsiye ettim. Kesinlikle okunulası ve tavsiye edilesidir.

Sevgi ile kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder