Daha güneş bile uyanmamışken asker pantollu adamlar doluştular
sabahlara, botları rap rap rap... Kuşlar cıvıltılarını bıraktı, gitti.
Bize yine soğuk çelik, süngü ve mitralyöz sesleri... Selamla anneni,
babanı selamla; asker botları rap rap rap...
Savaş hangi
nesnenin, maddenin ve canlının felaketi değildir ki! Hele ki insanda
olursa yıkım hem fiziki hem de ruhani bir çöküşün mimarıdır.
İnsanları
ancak “ölümle” yaklaştırır, “savaşla” ayrıştırır, “açlık” ile sınar ve
“vebayla” yok edersiniz. Bu dört kelime ise bize Mahşerin Dört Atlısı’nı
verir. Aslında bu bir kefaret meselesidir, bir ödeşme türüdür.
Birbirlerinin kuyusunu kazmak için fırsat bekleyen Avrupa ülkelerinin;
bilenmiş kılıçlarını çektiği, ordu/asker olarak hazır olduğu bir
zamanda, sebep aradıkları yerde kendini bilmez bir “Sırp Nişançı’nın”
Avusturya Arşidükü Franz Ferdinant’ı vurmasıyla herkese bir savaş sebebi
sunar. Bu sunuş ise I. Dünya Savaşı için ekilen tohumları filizlendirir
ve birçok Avrupa ülkesinin katılımıyla savaş başlar. Herkes bu suikastı
sebep gösterse de asıl hedefin yüzyılın buluşu “Neft” yani petrol için
olduğunu bilir.
Kitap, roman, hikaye, şiir, deneme, felsefe, psikoloji, tarih, mitoloji ve diğer her bir şeyler.
Vicente Blasco İbañez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Vicente Blasco İbañez etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
24 Nisan 2019 Çarşamba
Vicente Blasco İbañez - Mahşerin Dört Atlısı - Kitap İncelemesi - Roman
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)
