Sonbahar hüzün mevsimi derler ya
kim çıkardı acaba bunu… Neyi düşündü, aklına ne geldi de sonbaharı diğer
mevsimlerden ayırıp bir ayrılık havasına soktu. Seven ağaç sevilen yaprak mıydı
da hazan mevsimini yakıştırdılar sonbahara. İnsanın hayal gücünün asla sınırı
yoktur, mutluluğunu başka bir bedenin varlığına bağlayanlar elbet sevdiği
gittiğinde sonbaharda yaprak döken yaz ağaçlarına dönerler, çıplak, silik ve
yalnız. Aşığın âcizine “Ferhat” derler.
Birini hayatımıza sokmak, ilgi
duymak ihtiyaç mıdır? Hele aşk, herkes âşık olduğunu sanır ancak bunun bir
merak olduğunu bilmez. Merak aşkı tetikler, kişileri yakınlaştırır,
birbirlerine ilgi duymasını sağladığı için iletişimi kuvvetlendirir. Her aşk
aslında güzel başlar, çünkü kişiler birbirini merak eder, buna ise “ben seni
tanımak istiyorum” diyerekten meşru bir kılıf uydurur, merakları tükenene kadar
samimi, içten bir birliktelik yaşarlar. Merak bittiğinde ise arkasından ayrılık
gelir. Hepimiz farklı insan türleriyiz ve her birimizin tadı bir başkadır.
Duygu olarak, düşünce olarak hep farklı keyifler, hobiler peşinde koşarız. İşte
bu sebeple hayatımıza başka başka insanlar girer ve biz belki bir tanesiyle
hayatımızı noktalarız. Eşler arasındaki bu aşk dediğiniz şeye bir alışveriş desem
belki bana kızanlarınız olacaktır. Ancak şunu söylemek gerekir ki her
beraberlik bir alışveriştir. Kişiler kendi yalnızlıklarını karşısındaki eşine
sunar ve eşi de kendi yalnızlığını alır, aldığı yalnızlığa karşılık kişiye
sunar.

