Hepimiz her sabah ev dediğimiz bir
prizmadan çıkar, gitmek istediğimiz yere ulaşmak için kare, dikdörtgen başka
bir prizmaya biner ve başka iş dediğimiz bir prizmaya ulaşmaya çalışırız. Bilinçli
ya da istemeyerek koşullandırılmışızdır artık günlük iş ritüellerini yerine
getirmek için. Sabah erken kalktığımız için yüzümüz asık ve donuktur, akşam eve
dönerken argın ve yılgınızdır. Daha iyi yaşayabilmek için daha çok kazanmaya
çalışırız, ama asla yeteri kadar kazanamaz ve ileri ki dönemlerin hayallerini
kurarız. Lakin döndüğümüz yer yine bir prizmadır. 21. yüzyıl insanı geleceğin kâhinidir,
neden mi? 30 yaşındaki memura 40 yaşında ne yapıyor olabileceğini
söyleyebilirim. Çünkü o kadar monoton bir hayatın bireyleriz.
“...kişinin tecrübe edeceği şey nihayetinde hep kendidir. #Nietzsche”
(Alıntı)
Köyden şehre gelmek bir kurtuluş
olarak görünen bir dönemde şehirden köye dönmenin imkânsızlığını tadan birçok
birey vardır.
