“Kadınların ortak ittifakı bir başka kadın söz konusu olunca mümkün
olur,” der yazar. Hep bir çekişme halleri, birbirinin üzerine basıp
yükselme halleri, ağız burun büküp beğenmeme halleri ve hiçbir zaman
bitmeyecek, tükenmeyecek yarış halleri. Peki, ne için, kimin için? Umarım
sadece kendileri içindir.
Ülkemizde her ne kadar her
bireyin bir olduğunu savunsak da bir olmadığının hepimiz farkındayız. Herkesin
zevki ve dahi merakı başkadır. Kimisi kendisini kuytu bir köşeye çeker,
kitabını alır ve o kitabın içerisinde kaybolur, kimisi ise televizyon karşısına
geçer, hayatı full HD takip eder. Bu durumdan ise en çok yayıncılar,
reklamcılar ve üreticiler kazanır. Toplum her zaman kaybeder.
“...eşyalar tarafından kuşatılmış hayatların boğuntusunu ancak yeni
eşyalarla gidermeye çalışmanın beyhudeliği, sürekli yeniden ve yeniden üretilen
bu doyumsuzluk hali, diri tutuyor olmalı tüketim toplumunun hem bunalımını, hem
varlık nedenini...”
