İnsan sadece kendisine baksın!
Yağmur yağıyordu. Tipik bir mart
günü soğuğuyla üşüyen ellerim ne ceplerime sığıyor, ne de bıraktığım bir yerde
duruyordu. Ağlayan ambulans sesleri yine İstanbul trafiğine dert yanıyor,
yağmur ısrarla yağmaya devam ediyordu. Önce kendime sardım; kendimi hiç sorgulamadan
ve zorlamadan ne kadar mükemmel olduğuma karar verdim. Herkese burun kıvırdım,
alay ettim ve herkesi eleştirdim. Meğerse hata etmişim onlara da kendi gözlerim
ile bakmakla… Ne diyordu Plutarkhos; “benim
yağ lambamla senin yağ lambam aynı şeyleri aydınlatmıyor.” (Alıntı) İnsan
sadece kendisine baksın! Kendisini tam ettiğinde bilir ki çevresi de
eksiksizdir.
Yazarımız Halime Toros’u kitapta
bulunan yazar hayatı kadar, yine okuduğum kitabı vasıtasıyla tanıma şerefine
nail oldum. Çok katmanlı hikâyeleri ve dikkat çekici bir öyküleyişi olduğunu
düşünmekteyim. Toplumumuzda bize ait olan hikâyeler toplum beklentileri üzerine
göre anlatılır veya hikâye edilir, yazarımız öyle de yapmış...
