Senaryo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Senaryo etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

26 Haziran 2019 Çarşamba

Sophokles - Philoktetes - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Acını anlıyorum, dahası seni anlıyorum. Bedenen çektiğin sıkıntıya birde ben yüklenip seni aldatıp, kandırıp iç rahatsızlığı verdiğim için kusuruma bakma. Kaderin bükülmez olduğuna hepimiz birçok kere şahit olduk. Şimdi sana ihtiyacımız hâsıl oldu ve yardımın lazım. Bu savaşı benim sonlandırmam kesinleşti, ancak sen olmadan bunu başarmanın imkânsız olduğunu bilirim. Şimdi tut elimi ve yıllar önce yapılmış hatalar yüzünden kendini kahretme, dön özüne… Kralların kendi savaşları olduğunu ise düşünme, bu bizim kendi savaşımızdır. Yitirdiklerimizin, değerlerimizin üzerine kurulu düzende adını tarihe yazdırmanın tek doğru yoludur. Hadi kalk ve gel benimle…

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

“...hiç aklından çıkarma insanların mutluyken
bir anda her şeylerini yitirebileceğini.” (Alıntı)

9 Haziran 2019 Pazar

Euripides - Yakarıcılar - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


İnsan ne zaman kahrolur, çaresiz kaldığında mı? Yoksa sevdiklerini kaybettiklerinde mi? Ya kaybedilen evlat, koca gibi yakın akrabaların öl bedenleri hemen az ilerinizdeyse ve gömme merasimi yapmak için size verilmiyorsa, ne yaparsınız? Tabi ki de çevre şehirlerden yardım talep edersiniz. Hele ki adaletiyle nam salmış bir Atina kralı Theseus varsa.

Euripides öldükten sonra kıymeti anlaşılan, MÖ 484-406 yıllarında yaşayan Atinalı oyun yazarı. Usta yazarın 100’e yakın eseri olduğu bilinmektedir. Lakin günümüze ulaşan ise 19 eseri vardır.

“...en güzel ölüm, ölmek üzere olan
sevdiklerinle birlikte ölmektir,
eğer kader böyle buyurmuşsa.” (Alıntı)

Antik çağda ölü gömme merasimlerine çok dikkat edilirdi, hem ölünün ruhunun huzura ermesi, hem de aile onurunun zedelenmemesi bunun başlıca sebepleriydi bu merasimler. Hades’e varmak için yapılan bu işlemlerin tümüne tüm halk itaat eder, doğal bir yasa gibi kabullenirdi. Yas işareti olarak evin önüne çiçekler konulur, her zaman açık olan kapılar kapatılır ve ateşler söndürülürdü. Çiçeklerin anlamı ise ölünün hala evde olduğunu vurgulamak içindir. Günümüzde de devam eden siyah elbiseler o zamanda yas işaretlerinden bir tanesiydi. Su ve yağla yıkanan ölü bedeni ağzına verilen bir sikke ile en güzel kıyafetleri giydirilip yüksek bir yatağa yatırılırdı. İlyada eserinde Aşil’in annesi Thetis tarafından Styx Nehri’nde yıkanıp, kılıç kesmez bir bedene sahip olduğuna değinmiştik. Ölünün ağzına bir adet sikke konulmasının sebebi de ölü ruhların bu sikkeyi cehennem kayıkçısı Kharon’a verip, Styx Nehri’nden geçmesi sağlanmaktadır. Eğer ruh bu sandal ile Hades ülkesine gidemez ise ruhun arafta kalacağına inanılırdı.

Sophokles - Antigone - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Kızları en çok babalarını sever. Bu nedendir bilinmez ancak erkek anneye, kız çocuğu ise babaya kesintisiz bir sevgi beslemektedir. Antik Yunan’da aileye ve ölüye atfedilen tanrı yasaları su götürmez bir gerçektir. Gereğini ise ölümü dahi göze alabilecek, gözü kara Antigone yapacaktır. Doğanın mutlak yasaları bunu gerektirir ve göremediğimiz, tanığının olmadığı bir suçun cezalandırıcısı; vicdan, en güzel cezalandırıcıdır.

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

Oyunun yazım tarihi MÖ 441’e tekabül etmektedir ve üçlemenin diğer iki kitabından önce yazılmıştır. Komedya mutlu sonla toplumsal sorunları alayla dile getirirken, tragedya acı, ölüm, felaket ve yıkımı konu alır. Bunların en tepesine ulaşmış olanlar ise Aiskhylos, Euripides ve Sophokles’tir. Aynı dönemi paylaştıkları için savaşlarla iç içe bir yaşantıları olmuş ve bu sorunları çok güzel bir şekilde dillendirme olanağı bulmuşlardır.

Sophokles - Oidipus Kolonos'ta - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Mutluluk kimi zaman biriyle gelir hayata ya da bir başkasıyla hayatımızdan çıkar gider. Öyle adapte etmişiz ki kendimizi sanki biz kendimizle kalınca mutlu olamayacağız ve bir başkasından medet umar haldeyiz. Mutluluk aslında bizim içerimizdedir. Tebessümü, sevinci, heyecanı ve bir dünya güdüyü kendi başımıza ortaya çıkaramadığımız için hep bir başkasına ihtiyaç duymuşuz. Kendinize yetebiliyorsanız mutlusunuzdur, eğer ki mutluluğu hep bir başkasında arıyorsanız ise acizsinizdir.

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

“Kötülük yapanların acelesi var ve biz mağdurlar hala oyalanıyoruz.” (Alıntı)

Oyunun yazım tarihi MÖ 406’ya tekabül etmektedir ve Sophokles bu zamanda 90 yaşını devirmişti. Bir önceki kitabı Kral Oidipus ise bu eserden tam 25 yıl önce yazılmıştı. Bu Sophokles’in son eseridir, yazımdan çok kısa bir süre sonra ise yazar hayata gözlerini yummuş ve adaşı olan torunu eseri sahnelendirmiştir. Üçlemenin ikinci kitabıdır. Eser içeriğinin Sophokles’in başının dertte olduğu oğlu İophon ile yaşadığı sorunlarla iniltili olduğu birçok araştırmacı tarafından söylenmektedir. Lakin ne olursa olsun oyunun bir şaheser olduğu gerçeği su götürmezdir. Kolonos yazarın doğduğu yerdir.

8 Haziran 2019 Cumartesi

Sophokles - Kral Oidipus - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Kader bükülmez, ondan kaçış yoktur. Eğer ki yaşanılacak bir durum söz konusuysa, bu elbet yaşanacaktır, buna engel olunamaz. İstediğin kadar önlem al, istediğin yere kaç yazgında seninle beraber adımlar bütün yolları.

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

“...son gününü görmeden hiç kimseye mutluluğa ermiş demeyin!..” (Alıntı)

Antik Yunan oraklelerin, kâhinlerin ve tanrıların hükmünde yaşanılan bir bölgeydi. Hatta zamanı da katarsak eğer o dönemlerde gerek Yunan’da, gerek Mısır’da ya da Anadolu gibi bütün yerleşim birimlerinde kehanetler insanların nasıl yaşayacağını, nasıl öleceğini ve dahi sonuçlarıyla bütün uyruklara yön vermekteydi. Özellikle İzmir’de bulunan Apollon’a ait Delphoi Tapınağı bu kehanetlerin merkeziydi.

Oidipus Yunanca bir kelime olup şiş ayaklı anlamına gelmektedir. Kehanetin ana kahramanları Oidipus’un babası Laios’tur. Mitolojiye göre Thebai kralı Laios, Pelops’un oğlu Khrysippos’a karşı ilgi duyar. Onu kaçırır ve tecavüz eder. Bu yakışıksız ilişkiye çok kızan Pelops Laios’u lanetler. Kehanet ise Oidipus’un doğacak oğlu babasını öldürecek ve Laios’un karısı İokaste yani annesi ile evlenecekti.

24 Mayıs 2019 Cuma

Sophokles - Aias - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


İnsanın başına bela olan kendi benliğidir. Kibir insanı taşa çevirir, akıldan yoksun bırakır, hayvan eder. İnsan akıldan yoksun kalanda akıbetine hazır etmelidir bedenini; ölüm ya da felaket ona en yakın olandır.

“...hiçbir zaman kibirli konuşma
ve sakın böbürlenme birilerinden güçlü
ya da birilerinden zengin olduğun için.
Çünkü bir gün bile sürmez ölümlülerin
yükseklerden düşüp dibe vurması.” (Alıntı)

Sophokles MÖ 400-500 yılları arasında yaşamış, Yunan tragedyasının akla gelen ilk ismidir. Sayısız ödülle dolu bir yaşamı vardır. Konu işleniş ve kendine has tarzıyla Tiyatro tekniğinde sayısız yeniliklere öncülük etmiştir.

Büyük Aias büyük sıfatını hem yaş hem de boy pos olarak üstün olduğu Locris Kralı Oileus’un oğlu Aias’tan alır. Keza ona da Küçük Aias derler. İsminin karşılığı “inleyen” diye manalanmaktadır. Salamisli Kral Güzel Helene talip olduğunda -taliplerin sayısı 250’dir- Helene’nin babası “kızı sadece bir kişinin alacağını ve geri kalan herkesin ise; ne olursa olsun Helene yardım edeceğine dair sözü aldıktan sonra Helene’yi Menelaus’la evlendirir,” burada vermiş olduğu sözden dolayı Aias 12 gemiyle Troya Savaşı’na katılır.

23 Mayıs 2019 Perşembe

Euripides - Andromakhe - Kitap İncelemesi - Senaryo - Oyun - Tiyatro


Konumuz insani güdüler; tabi ki de en başta olması gereken ise kindir. Hırs ise hemen arkasından gelendir. Bu iki güdüyle hesapsız hareket eden her kim olursa olsun sonunda hüsrana uğramaktan kendini alıkoyamaz, ya bedeni dağılır ya da aklı.

Euripides öldükten sonra kıymeti anlaşılan, MÖ 484-406 yıllarında yaşayan Atinalı oyun yazarı. Usta yazarın 100’e yakın eseri olduğu bilinmektedir. Lakin günümüze ulaşan ise 19 eseri vardır.

“Bir korkağın bedeninin güçlü olması neye yarar?” (Alıntı)
“...yürekli bir yaşlı çoğu gençten üstündür.” (Alıntı)

Andromakhe adı “anir” –erkek- ve “makhe” –savaş- kelimelerinden meydana gelir ve karşılığı ise “erkeklere karşı savaşan” manasındadır. Eseri daha iyi algılamak için kesinlikle karakterler hakkında bilgi sahibi olmak gerekmektedir. Andromakhe’yi ise biz Troyalı Hektor’un karısı olarak biliriz. Daha da ayrıntıya girecek olursak eğer;

16 Mayıs 2019 Perşembe

Christian Friedrich Hebbel - Gyges ve Yüzüğü - Edebiyat - Senaryo - Oyun - Tiyatro


19. ve 20. Yüzyılı kavuran bir güç yüzüğü üçlemesinin tam üzerine doğan bizler aslında konunun biraz daha hayalî yapısından sıyrılmış ve Antik çağa vardırıldığını görmek herkeste bir heyecan yaratıyor olsa gerek. Bu sadece bir kurgu benzerliği niteliğindedir ancak durumun bir esinlenme olup olmadığını ancak J. R. R. Tolkien bilir.

Alman oyun yazarı Hebbel 1813 yılında Danimarka egemenliği altında bulunan Holstein Dukalığında doğdu. İnşaatçı bir babanın ilk oğluydu. Maddi zorluklar nedeniyle eğitim hayatını bırakmış ve babasının isteği ile küçük yaşlarda inşaat işlerinde çalışmıştır. Babanın ölümüyle huzura kavuşan Hebbel’in asıl eğitimi burada başlamış, hukuk okumak istemiş ancak bazı zorluklar nedeniyle onu da başaramayıp edebiyata yönelmiştir. Ciddi bir maddi zorluklar içerisinde bulunduğundan dolayı sürekli bir arayış içerisinde olan Hebbel oyun yazarlığında da istediği başarı kolayca yakalayamamıştır. Birçok badireler atlatmış, iki kadından doğan üç çocuğunu toprağa vermiş, benliği ve ruhu dram yazarlığı için yavaştan hazır hale gelmiştir.

“Kirpiklerin sadık bir bekçi gibi gözlerini nasıl koruyorsa, seni öyle korumak isterim.” (Alıntı)