Fransız Yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Fransız Yazar etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

25 Temmuz 2019 Perşembe

Frédéric Gros - Yürümenin Felsefesi - Kitap İncelemesi - Felsefe - Düşünce


Hepimiz her sabah ev dediğimiz bir prizmadan çıkar, gitmek istediğimiz yere ulaşmak için kare, dikdörtgen başka bir prizmaya biner ve başka iş dediğimiz bir prizmaya ulaşmaya çalışırız. Bilinçli ya da istemeyerek koşullandırılmışızdır artık günlük iş ritüellerini yerine getirmek için. Sabah erken kalktığımız için yüzümüz asık ve donuktur, akşam eve dönerken argın ve yılgınızdır. Daha iyi yaşayabilmek için daha çok kazanmaya çalışırız, ama asla yeteri kadar kazanamaz ve ileri ki dönemlerin hayallerini kurarız. Lakin döndüğümüz yer yine bir prizmadır. 21. yüzyıl insanı geleceğin kâhinidir, neden mi? 30 yaşındaki memura 40 yaşında ne yapıyor olabileceğini söyleyebilirim. Çünkü o kadar monoton bir hayatın bireyleriz.

“...kişinin tecrübe edeceği şey nihayetinde hep kendidir. #Nietzsche” (Alıntı)

Köyden şehre gelmek bir kurtuluş olarak görünen bir dönemde şehirden köye dönmenin imkânsızlığını tadan birçok birey vardır.  

22 Temmuz 2019 Pazartesi

Raymond Radiguet - İçimizdeki Şeytan - Kitap İncelemesi - Roman - Edebiyat - Dünya Klasiği

Mutluluk varılacak bir nokta değildir, varılacak noktaya giden yoldur. Sahip oldukları şeyler kişileri mutlu etmez, sahip olmadıklarımızın mutlu edeceğine inanırız. Mutluluğunda galibiyet gibi bir zıttının olduğunu hiç aklınıza getirdiniz mi? Nasıl ki galibin oluşması için birilerinin mağlup olması gerekiyorsa mutluluğunda başkalarına mutsuzluk olarak bir duygu durumu yansıması olabilme gerçeğidir. Biraz daha açalım isterseniz konuyu ve düşleyelim… Hayatın aslında bir kumar olduğu aşikârdır ve kazanan mutlu, kaybedense mutsuzdur. Yeni bir iş bulma mutluluğunuzun aslında bir başkasının işini kaybetmesinden ibarettir. Ya terfileriniz, onların mutlulukları neyden olsa gerek, geçeceğiniz pozisyonun boşluğu neden olabilir? Muhtemelen orada da bir başkasının mutsuzluğu ya da yitimi yatmaktadır. Siz şimdi burada gülüyorsanız emin olun tebessümünüzü gerçekleştirebilmek için başka yerde bir başkası gözyaşı döküyordur. İstisnai durumlar elbette vardır.

“Birileri için felaket olan, başkaları için mutluluk olur.” (Alıntı)

30 Haziran 2019 Pazar

Gerald Messadié - Davud - Kitap İncelemesi - Edebiyat - Roman - Anı - Tarih - Biyografi


Kral Peygamber Davud!.. Hz. Musa (as) Mısır’dan çıkışından sonra kutsal topraklara yönelen İsrailoğulları ilk birleştiricileri Hz. Musa ve kardeşi Hz. Harun ile vaat edilen topraklara varamamışlardı. Hz. Musa ölümünün yaklaşmasını, yaşlılığın tez gelmesiyle İsrailoğulları’na On Emir’in bulunduğu iki tablet, altından yapılmış bir Ahit Sandığı, Hz. Harun’a ait birkaç eşya ile asa ve Mısır-Medyen arasındaki hicret sırasında kendisine iman ile bağlı bir komutan olan Hz. Yuşa’yı bırakmıştır.

Hz. Yuşa’nın uzun uğraşlar sonucunda Eriha şehrini fethetmesiyle İsrailoğulları çöl yaşamından kurtulmuş, şehir hayatına başlamışlardı. 28 yıl İsrailoğulları’nın başında kalıp kutsal Filisti topraklarının tamamını alıp 110 yaşında vefat etmiştir.

Bu vefatın ardından sonra 500 yıl sürecek bir hâkim/yargıç devri başladı. Her dönem taşkınlıkların, ihanetlerin ve Allah’a olan isyanları pek çok kez tekrar etti. Bunun neticesini ise çoğu kez gerek canlarıyla, gerek mallarıyla ödediler. Her kaosun içerisinde akıllanıp Peygamberlerin yolunu tuttular ve refaha ulaştıklarında ise yeniden isyana, hatta peygamber öldürmeye kadar vardırdılar işi…. Bu dönemin en son hâkim/yargıcı Samuel’dir. Samuel’den sonra krallık devri başladı. Seul birinci kral oldu. Arkasından gelen Davud peygamber ikinci İsrail kralı ve oğlu Hz. Süleyman ise üçüncü İsrail kralı oldu.


25 Haziran 2019 Salı

Gerald Messadié - Musa Ulus Yaratan Peygamber Cilt 2 - Kitap İncelemesi - Edebiyat - Roman - Anı - Tarih - Biyografi


Bilinmeyen insanı korkutur ve dahası merakını uyandırır. Ancak korku sevgiyle taçlandırılmadıktan sonra tam bir iman teşkil etmez. Korkmak kadar sevmekte gerekmektedir. Her dönemin peygamberi kendi dönemine ait sanatların en iyi erbaplarından olması pek şaşılası bir durum değildir. Hz. Musa’ya verilen sihir, Hz. İsa’ya verilen tıp ilmi ve Hz. Muhammed’e verilen şiir üstü bir yazım dili… Bunlar peygamberleri diğerlerinden ayıran en güzide lütuflardandı ve halkların zorda olsa iman etmelerini kolaylaştırmak için peygamberler bu Ledün İlmi ile şereflenmişlerdir.

Cehennemin tap tenine – ilk on - baktığımız zaman şüphesiz birinci sırayı Firavun alır. Hatta Kuran-ı Kerim’de kötü adamın tasviridir kendisi. Karşısında ise en hayırlı 5 insandan birisi olan Hz. Musa (Mos). Üstün körü bakıldığında herkesin Hz. Musa hakkında birçok bilgi sahibi olduğunu biliriz. Birisi “Asa” dan bahseder bir diğeri ise Kızıldeniz’i böldüğünü söyler. Bu hadiseler kitapta kısmen de olsa doğrudur. Her şeyden ziyadesi ise Hz. Musa bilge bir peygamberdi. Yani doğayı çok iyi tanıyan, doğa olaylarına hâkim olan, öğretici bir kişiliğe sahipti.

19 Mayıs 2019 Pazar

Emile Zola - Suçluyorum - Kitap İncelemesi - Anı - Mektup - Günlük - Dünya Klasiği - Edebiyat - Siyaset - Politika


Dreyfus adlı subayın haksız nedenlerle dolu, baştan savma yargısının konu edildiği ve Zola’nın 13 Ocak 1898 tarihinde L’Arore gazetesinde yayımladığı Suçluyorum ‘u dönemin Cumhurbaşkanı’na (Felix Faure) yazılmış bir açık mektuptur.

19. yüzyıl sonlarına doğru Dreyfus kapalı kapılar arkasında yargılanır ve ardında duran bir iki kişiden başka kimsesi de yoktur. Rütbeleri sökülür, kılıcı kırılır ve sürgüne gönderilir. Bilinen bir gerçek var ise kişinin Yahudi kimliğini taşımasıdır, üstelik asıl suçlunun kim olduğunu bildikleri halde susmaktadırlar. Çünkü “Ordunun onuru”, Fransa Cumhuriyeti’nin “çıkarı” söz konusudur.

Bir aile duruşmasının hayalini kurun. Baba yargıç, anne yargıç, abi ve ablalar komite üyeleri (jüri) ve küçük tatlı kardeş mağdur. Suçlu ise bu aileyi hiç ama hiç tanımayan “sen.” Bu mahkemeden beraat edebileceğini düşleyebilir misin?

Selam olsun üstlerinin istenci dışında davranan yetkililere!

Zola’nın gerçekten aydın kişiliği, dürüstlüğü, insancıl yanı devrim niteliği taşıyan eserinde sergilenmektedir. Gazete yazımından sonra bir dünya mahkemeler, görevden alınmalar olur ancak bu olay Fransa tarihinde bir leke olarak kalır.

11 Mayıs 2019 Cumartesi

Jean-Jacques Rousseau - Dillerin Kökeni Üstüne Deneme (Melodi ve Müziksel Taklit ile İlişki İçinde) - Kitap İncelemesi - Deneme - İnceleme - Düşünce - Felsefe


İnsan dünyaya bir başına gelir ve yine aynı şekilde bir başına gerisin geriye gider, kökten gerçekliği içerisinde insanlar arasında yalnızdır. Ancak diğer insanlara “maruz” kaldıkça evrimleşip, dillenmeleri çokça mümkündür. Buradaki tek etken ise “maruz kalmaktır.”

Şöyle bir geriye doğru yol aldığımız zaman daha çiftçiler peyda olmamış toprak sahiplenilmemiş ve mülk haline gelmediği göçebe diye tabir edilen gezici halkların yani ilk insan zamanlarına indiğimiz vakit dilin önemini de kalmadığını gözlemlemekteyiz. İnsan diğer canlılar arasında en tembel varlık olduğunu her birimiz bilmekteyiz. Tek bir amaçları vardır o da avlanmak, barınmak ve hayatta kalmak. Bu tür yaşantıya toplum gerekmez. Çünkü korunacak ne bir mülk ne de herhangi bir araç gereç için ihtiyaç var.

Buradan çıkaracağımız ise demek ki toplum olunabilmek için gereksinim ve ihtiyaçların olması gerekiyor. İnsan başka bir insana gereksinim ve ihtiyaç duymadan asla toplum oluşmaz, oluşturulamaz. Buraya kadar bu şekilde ilerlediğimize göre şunu çok rahat bir biçimde dile getirebiliriz. İlk toplumlar ya da daha kaba tabiriyle ilk topluluklar oluşmaya başladığında ya da oluştuğunda bir dil vardı. Dilin toplumlardan daha eski olduğunu buradan çıkarabiliriz. Çünkü fikir ya da düşünce hâsıl olmadan ihtiyaçlar kendini belli etmez. Bir düşünce ya da fikir var ise bununda dillenmesi, dilden dile aktarılması gerekmektedir. O vakit dil vahşi yaşamdan sonra yerleşik hayata ise geçmeden önceki dönemde var oluşmuştur dememiz pek mümkündür.

5 Mayıs 2019 Pazar

Jean-Jacques Rousseau - Bilimler ve Sanatlar Üzerine Söylev - Kitap İncelemesi - Felsefe - Düşünce



Bilimi örneklemek için soyut ve somut kavramlara başvurduğum bu kitabı okurken, soyut bilimin ne kadar gerekli ve somut bilimin ise ne denli ahmak işi olduğu kanaatini getirdim. Bize gerekli olan bilim insan yaşamının gereksinimlerini karşılamak ve hayatı yaşanılabilir kılmaktır. Bu şekilde dingin ve sağlıklı bir hayat sürmemiz mümkündür. Ancak somut bilim ihtiyaca yöneliktir ve bağlı olduğu zamanı kurtarmakla yükümlüdür. Ve bilimin kadim arkadaşı sanat. Bilimden pek farkı olmayan ancak yörünge bulamadığında hiçbir değere aldırış etmeden, yetişkin-genç-çocuk kimsenin gözünün yaşına bakmadan sapkınlığa davetiye çıkarmanın resmi adıdır. Sanat sapkınlığı asla meşru kılamaz, sadece insanlar sanatı kullanıp sapkınlığa çevirirler.

“Artık bir insanın namuslu olup olmadığına değil, bir sanata kabiliyeti olup olmadığına bakılıyor; bir kitabın yararlı olması değil, iyi yazılmış olması isteniyor. Parlak zekâ insanı bütün nimetlere kavuşturuyor; erdem ise hiçbir şeref getirmiyor. Güzel söylevlere yüzlerce armağan veriliyor; güzel eylemlere ise hiçbir şey verildiği yok. Ama söyleyin, bu akademinin birincilik vereceği söylevlerin en iyisinin kazanacağı şeref, bu armağanı ortaya koymuş olmanın şerefiyle kıyaslanabilir mi?” (Alıntı)

22 Nisan 2019 Pazartesi

Emile Zola - Germinal Kitap İncelemesi - Roman


...yarın korkusuyla yaşamaya devam edip, alanını terk edememek, başkaldıramamak kişinin özgürlüğüne vurulan en derin ketlerden birisidir. İtaat bekliyorsan fakirleştir, kafalarına buyruk yaşamalarını istemiyorsan sadece ölmemeleri için yetecek kadar tayın ver...

Yukarıdaki cümleyi kitap arasına işlerken henüz tam olarak neyle karşılaşacağımı bilmiyordum. Ancak ileriki sayfalarda aslında bu cümlenin çok yerinde bir kitap özeti olduğu kanısına vardım. Çünkü “Kapitalizm” düşmanı Zola 1884 yılının baharında kitaba kaynak toplamak için greve giren bir madene gitmiş, sıkı bir gözlem yapmış ve gördüklerini kâğıda düşürmüştür. Bu da hikayenin asparagas bir kurgu olduğundan çok, gerçek bir hayattan esinlendiğinin izlenimini vermektedir.

“Kara bir mürekkep kadar yoğun ve karanlık bir gecede, düz ovada, Marchiennes'le Montsou'yu birleştiren ve pancar tarlaları arasında ip gibi uzanan yolda bir adam tek başına yürüyordu.” (Alıntı)