Can Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Can Yayınları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

22 Temmuz 2019 Pazartesi

Raymond Radiguet - İçimizdeki Şeytan - Kitap İncelemesi - Roman - Edebiyat - Dünya Klasiği

Mutluluk varılacak bir nokta değildir, varılacak noktaya giden yoldur. Sahip oldukları şeyler kişileri mutlu etmez, sahip olmadıklarımızın mutlu edeceğine inanırız. Mutluluğunda galibiyet gibi bir zıttının olduğunu hiç aklınıza getirdiniz mi? Nasıl ki galibin oluşması için birilerinin mağlup olması gerekiyorsa mutluluğunda başkalarına mutsuzluk olarak bir duygu durumu yansıması olabilme gerçeğidir. Biraz daha açalım isterseniz konuyu ve düşleyelim… Hayatın aslında bir kumar olduğu aşikârdır ve kazanan mutlu, kaybedense mutsuzdur. Yeni bir iş bulma mutluluğunuzun aslında bir başkasının işini kaybetmesinden ibarettir. Ya terfileriniz, onların mutlulukları neyden olsa gerek, geçeceğiniz pozisyonun boşluğu neden olabilir? Muhtemelen orada da bir başkasının mutsuzluğu ya da yitimi yatmaktadır. Siz şimdi burada gülüyorsanız emin olun tebessümünüzü gerçekleştirebilmek için başka yerde bir başkası gözyaşı döküyordur. İstisnai durumlar elbette vardır.

“Birileri için felaket olan, başkaları için mutluluk olur.” (Alıntı)

19 Mayıs 2019 Pazar

Emile Zola - Suçluyorum - Kitap İncelemesi - Anı - Mektup - Günlük - Dünya Klasiği - Edebiyat - Siyaset - Politika


Dreyfus adlı subayın haksız nedenlerle dolu, baştan savma yargısının konu edildiği ve Zola’nın 13 Ocak 1898 tarihinde L’Arore gazetesinde yayımladığı Suçluyorum ‘u dönemin Cumhurbaşkanı’na (Felix Faure) yazılmış bir açık mektuptur.

19. yüzyıl sonlarına doğru Dreyfus kapalı kapılar arkasında yargılanır ve ardında duran bir iki kişiden başka kimsesi de yoktur. Rütbeleri sökülür, kılıcı kırılır ve sürgüne gönderilir. Bilinen bir gerçek var ise kişinin Yahudi kimliğini taşımasıdır, üstelik asıl suçlunun kim olduğunu bildikleri halde susmaktadırlar. Çünkü “Ordunun onuru”, Fransa Cumhuriyeti’nin “çıkarı” söz konusudur.

Bir aile duruşmasının hayalini kurun. Baba yargıç, anne yargıç, abi ve ablalar komite üyeleri (jüri) ve küçük tatlı kardeş mağdur. Suçlu ise bu aileyi hiç ama hiç tanımayan “sen.” Bu mahkemeden beraat edebileceğini düşleyebilir misin?

Selam olsun üstlerinin istenci dışında davranan yetkililere!

Zola’nın gerçekten aydın kişiliği, dürüstlüğü, insancıl yanı devrim niteliği taşıyan eserinde sergilenmektedir. Gazete yazımından sonra bir dünya mahkemeler, görevden alınmalar olur ancak bu olay Fransa tarihinde bir leke olarak kalır.

30 Nisan 2019 Salı

Margaret Davidson - Louis Braille (Görmezlerin Kitap Okumasını Sağlayan Çocuk) - Kitap İncelemesi - Biyografi - Edebiyat - Çocuk


Hayat küçük bir çocuğun gözlerini kaybettiği zamanın sonrasında yakınlarına “sabah ne zaman olacak,” sorusuna cevap veremeyecek kadar ağırdı. Çocuktum, gözlerimin görmemesi sayesinde çocukta kaldım. Doğuştan değildi amalığım; ağacın yeşil, bulutların beyaz ve deniz mavi olduğunu da gördüm. Zor olan aslında körlükte değildi, insan her şeye alıştığı gibi buna da alışıyordu, ancak zor olan insanların her fırsatta sana körlüklerini hatırlatmasıydı. “Dikkat et,” “Dikkatli ol,” “Kör Müsün?” gibi sorulardı en çok bizi yoran ve evet “kördüm.”

“Bir kitabı yakabilirdi, tüm bir sistemi yasaklayabilirdi ama bir çocuğun düşüncesini engellemek ya da hatırlamak istediği şeyi unutmasını sağlamaya çalışmak çok zordu.” (Alıntı)

Okuduğumuz eser 18. Yüzyılda yaşamış Louis Braille’nin kurgulanmış yaşam öyküsüydü. Veremden genç yaşta hayata gözlerini yuman Louis’in tabi ki de değeri öldükten çok sonraları anlaşıldı. Bizim gibi gören körlerin dünyasında elbette on yaşındaki bir çocuğu, daha körü kimse dikkate almazdı, almadılar da… Ancak hayal etmek, ettiğin hayalin doğruluğunu savunmak ve bu amaç uğrunda mücadele etmek çok az insana nasip olmuş bir niteliktir. Bu nitelikte eğitimci, mucit ve görme engelli Louis Braille’e nasip oldu.

24 Nisan 2019 Çarşamba

Heinrich Böll - Palyaço - Kitap İncelemesi

Kültürel tarih matbaanın icadına kadar sözlü; matbaanın icadından 2. Dünya Savaşı’na kadar yazılı ve 2. Dünya Savaşı’ndan 1960’lara kadar 2. Sözlü; 1960 ile günümüz ise görsel çağdır. Yazarın ağır eleştirisine hedef olan sanat ve sanatçılar kitapta bol bol geçmektedir. Bulunduğu döneme sıkça atıfta bulunmasına rağmen; ağır eleştirilerde yapmaktadır. Mevcut düzende ve günümüzde “iyi kadın” film ve kitap konusu olmaz. Eğer ki Nobel Ödülü ile de taçlandırmak istiyorsan eserini “aykırı” ve “öteki” olmak zorundasınız. Afrika’da ırkçılık ve kahrolsun İslam tutar ve Nobel aldırır; Türkiye’de Kürt Meselesi Nobel aldırır ve hatta sinemaya uyarlayın Oscar’ınız dahi garanti. Yok mu böyle eserler elbette var. Bknz; V. S. Naipaul hem Nobel hem de Oscar; konu ise ırkçılık ve din...

Keza Almanya’da ya da farklı Avrupa ülkelerinde de durum budur. Örneğin; İspanya ve amacınız Nobel ise yapmanız gereken tek şey “Özgür Katalonya” demenizdir. Bakın 2000 yılı ve sonrası Nobellerine hepsi ülkesi ile sorun yaşayan tipler ve hatta ülkelerine dahi giremiyorlar. Neymiş kısas peki; “aykırı” ve “öteki.” Bu eserler bir daha asla bu şekilde kaleme alınamayacaktır. Gerek buna dönem izin vermeyecektir, gerekse kültür. Ancak değerli midir bu tartışılır. Kısacası 1987’den sonra alınan Nobel Ödüllerine itibar pek etmeyin.