22 Temmuz 2019 Pazartesi

Raymond Radiguet - İçimizdeki Şeytan - Kitap İncelemesi - Roman - Edebiyat - Dünya Klasiği

Mutluluk varılacak bir nokta değildir, varılacak noktaya giden yoldur. Sahip oldukları şeyler kişileri mutlu etmez, sahip olmadıklarımızın mutlu edeceğine inanırız. Mutluluğunda galibiyet gibi bir zıttının olduğunu hiç aklınıza getirdiniz mi? Nasıl ki galibin oluşması için birilerinin mağlup olması gerekiyorsa mutluluğunda başkalarına mutsuzluk olarak bir duygu durumu yansıması olabilme gerçeğidir. Biraz daha açalım isterseniz konuyu ve düşleyelim… Hayatın aslında bir kumar olduğu aşikârdır ve kazanan mutlu, kaybedense mutsuzdur. Yeni bir iş bulma mutluluğunuzun aslında bir başkasının işini kaybetmesinden ibarettir. Ya terfileriniz, onların mutlulukları neyden olsa gerek, geçeceğiniz pozisyonun boşluğu neden olabilir? Muhtemelen orada da bir başkasının mutsuzluğu ya da yitimi yatmaktadır. Siz şimdi burada gülüyorsanız emin olun tebessümünüzü gerçekleştirebilmek için başka yerde bir başkası gözyaşı döküyordur. İstisnai durumlar elbette vardır.

“Birileri için felaket olan, başkaları için mutluluk olur.” (Alıntı)

Yazarımız 1903 doğumlu, savaşla iç içe yaşamış bir Fransız’dır. 20 yıllık ömrüne ise 4 tane eser sığdırmayı başarmış ve adını kendinden sonrakilere aktarmanın en güzel yolunu bulmuştur. Okuduğumuz eseri ise 17 yaşında kaleme almıştır, yaşı itibari ile eserin yalınlığı ve üslubun muazzamlığı eseri değerlendirmiş ve yazarı ölümsüzleştirmiştir.

Eser sıradan, hastalıklı, yasak bir aşkın kurgulanmasını konu etmektedir. Ancak “Hiperseksüalite” bir kişiliğin aşkın arkasına sığınıp şehvet düşkünlüğünü meşru hale getirmesi eseri okutturmaya yeterde artar bile. İçerisinde barındırdığı bencilliğin başkalarının mutsuzluğuna sebebiyet verme pahasına olsa bile bu tutumundan vazgeçmemesi, bunda diretmesi, bazı zamanlar pişman olması ve sonra yeniden bu arzularına boyun eğip bencilliğinin kölesi olmasının ustaca kaleme alınması ben dâhil bütün okurlarını kendinden almaya yetecek bir üsluptadır. Aşk, şehvet, ihtiras, şüphe ve ihanetin sürekli kelimelere düştüğü ve olayları başkaları ne der, dillere düşeriz şeklinde lanse edilmesi gerek o yılllarda ve gerekse şimdilerde her iki tarafı da mağdur eden bir insanlık sorunudur. Özellikle kişilerin yaptıkları hatalarından dolayı çevresinin yalnızlığa itmesi ve toplumdan dışarı atmaya çalışmasını yazarımız çok güzel bir şekilde hataya geri dönüş olarak anlatmıştır.

“Çocukların bencilliği bizimkilerden farklı mıdır? Yazın, köyde, çiftçilerin dört gözle beklediği yağmur başladığı zaman lanet okumaz mıyız?” (Alıntı)

Hikâye kurgusu bana Eski Ahit’te bulunan Hz. Davud ile Batşeba yasak aşkını anımsattı. Birbirinin aynısı olan kurguların sonunun hep aynı şekilde bitmesi; yasak olan etin tadının yine başka bir eti diyet olarak ödemesiyle son bulmaktadır. Kişi her zaman ettiğini bulur.

Ahlak ve adalet yanlısı olduğumuzu sürekli beyan eder, her fırsatta adalet terazisi olduğumuzu varsayarız. Kişi çıkarı doğrultusunda adaletli ve işine geldiği kadar ahlaklıdır. Eğer ki kötülük etmiyorsanız buna gücünüzün olmadığındandır. Bir insanı asla tam olmadan sorgulayamazsınız, çünkü o kişi hayatını idame edebilmesi için roller bütününe girer ve iyi insan modeli çizmek zorunda kalır.

Kitabım Can Sanat Yayınları’ndan, çevirisi yerinde, yeni kapak tasarımıyla sunulmuş. Sayfa kalitesi olması gerektiği gibi yayın evine yakışır vaziyette. Kitap kısa bir yazar ve çevirmen hayatı anlatımıyla başlayıp hemen kurguya girmektedir. Bir yıl içerisinde yaşanmış bir kurguyu tarihler vererek anlattığı içinse bir günlük havası vermektedir okuruna. Yazarın sade ve yalın dili eseri okunur kılarken, değindiği insani durumlar ise bizleri düşünmeye sevk etmektedir.

“Ölümü sükûnet içinde düşünmek ancak tek başımıza düşünüyorsak mümkündür. Ölüm iki kişilik olduğunda, inançsızlar için bile ölüm olmaktan çıkar. Acı verici olan hayatı değil, ona anlam kazandıran şeyi terk etmektir.” (Alıntı)

Sözün özü; kitap içerik ve doluluk bakımından okunmaya değer ve tavsiye edilesidir. Tipik insan durumlarının kurgulandığı bu eser sıradan basit hayatımızın birer parçasını kurgu etmektedir. Okurun kendi hayatından parçalar bulması çok olağan bir durumdur.

“Mutsuzluk kabullenebilecek bir şey değildir. İnsan yalnızca mutluluğu hak ettiğini düşünür.” (Alıntı)

Sevgi ile kalın.

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder