Yine kanayan bir güneş her zaman olduğu gibi ufuk çizgisini kızıllığıyla
boşamış, kulakları sağır eden sessizliğin içerisinde evrende
sürüklenerek görüş alanımızdan çıkmak üzereyken zamanı durdurmuştu.
Güneş ile aramızda ki bakışların mesafesi 8 dakika olduğunu öğrendiğim
de daha 6 yaşındaydım. Yani güneş patlasa biz bunu dünyadan ancak 8
dakika sonra fark edebileceğiz. İlginç ama güzel bir bilgi. Güneşe doğru
yürüyor olmam bu süreyi azaltabilir miydi? Kim bilir belki de bu azalış
salisenin milyarda biri kadardır. Düşünmenin zamanı tam anlamıyla
etkisiz kılmadığını biliyorum, ama zamanı yavaşlattığı gerçek bir durum.
Aynı şekilde zamanı yavaşlatmanın bir diğer formülü ise hızdır, madde
ne kadar hızlıysa zaman o kadar ağır ilerler. Bu düşüncelerimle yolumda
ilerlerken, salt düşünmenin ve bu düşünceye varma hazzının yürümeyle
ortaya çıkması ne garip. Yürümek koşmanın yavaşlatılmış bir yorumu olsa
da içe dalışın, kendinle konuşmanın ve bu duruma varmanın yoludur.
Birçok kez yürüme dışında yapılan bütün eylemlerin bir kaçış olduğunu
vurgulamış, bunu yaptığımız pratik eylemleri ile en doğru olduğuna karar
vermiştik.