Hava sıcaklığı öğlen 30 dereceyi buldu, klima desen o da lanet olası
elektrik olmadan çalışmıyor, ölüm sessizliği adeta ortamın her yerinde,
damlıyor ter damlaları tenimizden, ama çıt yok. Saatler biraz akşamı
gösterdiğinde güneşin kanaması tükenmek üzere kızıllığını vuruyor
karşımızda duran evlerin tepelerine.
İlk paragraftan sonra inanın
ki bir yaşım daha bitti. İlk vakitler senelerin geçmediğine hepimiz
şahit olmadık mı? Bir türlü gelmeyen 18 yaşı hep beraber bekledik,
sonunda ise hiçte beklediğimiz gibi gelmedi. 25 yaşına kadar birer birer
geçen seneler emin olun şimdi üçer beşer geçmektedir. Zamanı tutup da
depolamamız imkânsız ve yine imkânsız ki geriye dönüp aynı zamanı
yeniden yaşamak.
Şimdi ise bu etkinlik için bir şeyler yazmak
istiyorum, bunu gerçekten çok istiyorum ama ne yana çevirsem kafamı
karalayacak bir şey bulamıyorum. İnsanın birde yazması gereken saati
olmalı, bu saatler, anlar dışında kesilmiş süte dönüyor, bozuk, verimsiz
ve hatalı. Aslında yazdıklarımla dokunmak istiyorum kalplerinize,
paylaşmanın salt mutluluğunda birleyip güzel tatlar bırakmak istiyorum
dimağınızda; tabi bunu becerebilirsem.
Kitap, roman, hikaye, şiir, deneme, felsefe, psikoloji, tarih, mitoloji ve diğer her bir şeyler.
Defalarca Ölüp Yeniden Dirilmek - Kendi Kalemimden Amatör Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Defalarca Ölüp Yeniden Dirilmek - Kendi Kalemimden Amatör Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Nisan 2020 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)