Bugün her zamankinden daha farklı, uyanmadım. Dünüm ya da bir önceki
günüm nasılsa o monotonlukla çıktım yataktan. Ne bir eksik bir fazla.
Yer soğuktu, çıplak ayakla daha hissedilir oluyormuş, birde beden yeni
yataktan kendini çıkarınca, bütün vücuda bir titreme, bir kendini soğuğa
alıştırma süreciyle boğuşuyor. Olsun, alışıyoruz sonra her şeye
alıştığımız gibi. Öncesi esrik bir kahvaltı, ötesi ise daha satın
alınamamış bir yevmiyenin sabahı, güneş mi? Daha doğdu diyemem, ama
doğmadı da sayılmazdı.
Koştum pencereye, bir adam, yine yol
boyunca aşağıya doğru seyirterek ilerliyordu, dün gibi. Güne başlamak
isteyen güneşin kızıllığını önüne siper etmiş, gölgesini caddeye sermiş,
kafası omuzları arasında elleri cebinde solundaki sokağa girip,
kayboldu. Her sabah aynı sahneyle karşılaşmak hayatımın monoton
gidişatını güçlendirmekten öteye geçmiyordu. Ya da ben değişim için
kendi başıma yenilikler çıkaracak kadar cesaretli değildim. Öyle kaç
dakika daha pencere önünde kaldım bilmiyorum ama kendime geldiğimde
dışarısı gözükmüyordu. Bir cam kaç nefesle saydamlığını yitirirdi ki?
Cama son bir hoh daha yaparak ayrıldım pencereden.
Kitap, roman, hikaye, şiir, deneme, felsefe, psikoloji, tarih, mitoloji ve diğer her bir şeyler.
“yoldayım.” - Kendi Kaleminden Amatör Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
“yoldayım.” - Kendi Kaleminden Amatör Hikayeler etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
10 Nisan 2020 Cuma
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)